Çocuklarda Göz Muayenesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklarda Göz Muayenesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2014 Perşembe

Göz Tembelliği (Bebek)

Bebekler doğduklarında tam ve iki gözle birden üç boyutlu görmeleri yoktur. Yaş ilerledikçe görme güçleri ve beyinde üç boyutlu algılama özelliği gelişir. İlk 7–9 yaş içinde görme sistemi tam olarak gelişir ve daha sonra belirgin bir değişiklik olmaz.
Eğer bir göz, gözlükle ve ameliyatla düzeltilmesine rağmen tam göremiyorsa ve iki göz arasında 2 sıra ve daha fazla görme gücü farkı varsa göz tembelliğinden ( AMBİYOPİ ) bahsedilir, kişinin üç boyutlu görmesi bozulur. Bazı mesleklerde (askerlik, pilotluk gibi) göz tembelliği olanlar yer alamazlar.
 
GÖZ TEMBELLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
Gözlerin normal kullanılmasını engelliyecek ve gelişimini engelleyecek durumlarda ortaya çıkmaktadır. Birçok vakada amblyopi nedeninde genetik bir yatkınlık bulunmaktadır. Bu yüzden ailesinde amblyopi hikâyesi bulunan çocukların erken yaşlarda göz doktorunca muayene edilmesi önemlidir. En önemli dört nedeni şunlardır:
·         Şaşılık: En sık görülen sebepdir. Kayan gözden gelen görüntü çift görmenin önlenmesi amacıyla yok sayılır ve çocuk sadece tek gözüyle görmeye yönlenir. Bu kayan gözün görmesinin düşmesine neden olur.
 
·         Refraktif farklılık: Refraktif bozukluklar gözlükle düzeltilmektedir. Amblyopi tek gözün diğerine göre daha fazla myopik, hipermetropik ya da astigmatik olmasıyla oluşmaktadır. Bulanık gören göz yok sayılır ve amblyopi gelişir. Gözler normal gözükmektedir ama tek göz diğerine göre daha az görmektedir. Bu en zor tanı konan amblyopi nedenidir ve sıkı takibin yapılması gerekmektedir.
 
·         Göz dokularının geçirgenliğinin bozulması: Katarakt yada görüntünün net olarak odaklanmasını engelleyecek her türlü durumda amblyopi gelişmektedir. Bu en ağır amblyopi tipidir.
 
·         Her iki gözde ileri derecede yüksek kırma kusuru: Her iki gözde 3 dereceden fazla hipermetrop veya 7-8 derece miyopi varlığı her iki gözün birden tembelliği ile sonuçlanır.

Göz Kapağında Et Beni Nasıl alınır

Diabetes Mellitus vücudun şekeri kullanma ve depolama yeteneğinin bozulduğu bir durumdur. Artmış kan şeker düzeyi, aşırı susama , acıkma, idrara fazla çıkma, vücuttaki kan damarlarındaki değişikliklerle karakterize bir hastalıktır. Diabet göze katarakt, glokomun yanında retinadaki kan damarlarının hasar görmesiyle de zarar vermektedir.

Göz Kapağı Estetiği

Yaşlanma ile birlikte göz kapaklarında bir takım değişiklikler görülür. Bunlar göz altlarında torbalanma, üst kapaklarda cilt fazlalıkları ve sarkma, göz dış kenarında “kaz ayağı” denen kırışıklıklardır.
Göz çevresindeki bu değişiklikler için “blefaroplasti” denen göz kapağı estetik operasyonu uygulanır.
Ameliyat ve sonrası:
·         Anestezi: Genellikle lokal anestezi,
·         Süresi: İki kapak toplam 45 dakika
·         Gözler bandajlanmaz. Sadece göz kapaklarına ince bir bant yapıştırılır.
·         Ameliyat sonrası: İlk 24 saat soğuk kompres (buz torbası ile) yapılır. İlk 5 gün kapaklar şiş ve mor olur. Ertesi gün bant açılır. 1 hafta göz kapaklarına su değdirilmez.
Dikişler: 7 gün sonra alınır.
Kontroller: Ameliyatın ertesi günü, 7 gün sonra, 1 ay sonra
Göz damlaları ve pomad: Göz kapaklarına antibiyotikli ve kortizonlu pomad 1 hafta, göze antibiyotikli damla 1 hafta
Göz Kapağı düşüklüğü (pitozis) Nedir?
Göz kapağı düşüklüğü tıbben pitozis olarak adlandırılır.  Göz kapağı düşüklüğü doğumsal veya sonradan olabilir. Göz kapağı düşüklüğü sadece estetik bir sorun değildir. Bu durum çocuklarda ve erişkinlerde farklı rahatsızlıklara neden olur. Çocuklarda göz kapağı düşüklüğü estetik ve psikolojik sorunların ötesinde kalıcı göz tembelliğine neden olduğundan özellikle göz bebeğini örtüyorsa mümkün olduğu kadar erken ameliyat edilmelidir.  Erişkinlerde ise göz tembelliği yapmaz ancak göz bebeğini örterse görmeyi bozar, yorgunluk ve sosyal problemlere neden olur. İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi uzman göz doktoru kadrosu Göz Kapağı düşüklüğü (pitozis) teşhis ve tedavisi için size yardımcı olacaklardır.
Kozmetik Kapak Cerrahisi (Göz Kapağı Düşüklüğü)
Alt ve üst gözkapaklarında zaman içinde istenmeyen değişiklikler oluşur. Bu değişimde genetiğin yani kalıtımında rolü büyüktür. Çok ince olan üst gözkapağı derisi devamlı hareketin sonucunda sarkar, yerçekimin etkisiyle gözün etrafını saran yağ dokuları özellikle alt gözkapağında öne doğru torbalanırlar. Tedavi cerrahidir. Fazlalık olan cilt ve yağ dokuları alınır.

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir ?

Glokomun (göz tansiyonu hastalığı) sinsi bir hastalık olarak nitelendirilmesinin en önemli sebebi; kendini görme kaybının başladığı ilerlemiş safhalarında fark ettirmesindendir. Bu hastalık her yaş grubunda görülebildiği gibi yeni doğmuş bebeklerde de olabilmektedir.
Glokom gözde ilk başlarda yavaş ve kendini hissettirmeden başlar, sonraları hızlı seyreder ve görme sinirlerinde onarılması mümkün olmayan görme kaybına yol açacak kalıcı tahribatlara neden olur.
Glokom Nedir?
Glokom erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen sinsi bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir.
Glokomun Sebepleri
Göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir.
Glokom Belirtileri
·         Sabahları belirginleşen baş ağrılar,
·         Zaman zaman bulanık görme,
·         Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi,
·         Televizyon izlerken göz etrafında ağrı,

Glokom Tedavisi
Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra bugün için tedavide amaç göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir. Bu amaçla uygulanabilecek yöntemler ilaç tedavisi, laser tedavisi ve cerrahi tedavi olarak üçe ayrılabilir. Bugün için genelde tanı sonrası ilk seçilen yöntemin ilaç tedavisi olmasına, ilaç tedavisine yeterli derecede yanıt vermeyen hastalarda laser tedavisinin ya da cerrahi tedavi yöntemlerinin uygulanmasına karşın, özellikle geç dönemde tanı konulan ya da sürekli ilaç kullanımının uygun olmadığı olgularda doğrudan laser girişimleri ya da cerrahi yöntemler de kullanılabilir. Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. İlaç kullandırılmayan veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda kullanılan cerrahi yöntemler de son yıllarda giderek artan oranda başarılı olmakta, sürekli ilaç kullanım zorunluluğunu da ortadan kaldırarak etkili tedavi sağlayabilmektedir.

DSR Nedir - SLT Nedir

DSR

Gözyaşı kanal tıkanıklığı nedir? Kişi kendisinde böyle bir rahatsızlık olduğunu hangi belirtilerden anlar?
Gözlerimiz kaş altında bulunan gözyaşı bezinden salgılanan bir sıvıyla beslenir. Bu sıvı hem gözün ön tarafını yıkar, kurumasını önler hem de içerisindeki maddelerle göz ön yüzünü besler ve korur. Gözyaşı sıvısı işlemini gördükten sonra Gözyaşı Kanalına girerek oradan burun içine oradan da boğazımıza doğru akar. Bu işlem gün içinde devamlı tekrarlanır. Eğer gözyaşı kanal tıkanıklığı var ise bu sıvı kanal içinden dışarıya doğru akar. Gözde sulanma ve çapaklanma oluşur. Kanal içi mikrop kapar ise gözyaşı kesesi şişer. Şişen kese göz ile burun arasında dışarıdan rahatlıkla görülebilir. Hastalar gün içinde devamlı sulanmadan ya da çapaklanmadan hatta rüzgâra çıkınca gözlerinin sulanmasından şikâyetçidirler.
Geçmiş yıllarda hastalığın tedavisi ne şekilde yapılıyordu? Bu tedavi veya tedavilerden kesin sonuç almak mümkün oluyor muydu?
Şunu unutmamak gerekir ki gözyaşı kanal tıkanıklığının cerrahi dışında bir tedavisi yoktur. Sulanma ve çapaklanma hatta gözyaşı kese şişliği ilaç verilerek geçirilebilir. Ama kanal tıkanıklığı devam ettiği için tüm bulgular kısa sürede tekrarlayacaktır. Hastalık geçmişte cerrahi olarak iki şekilde tedavi edilebiliyordu. Birinci yöntemde ameliyat göz kapağı ile burun arasındaki kese üzerinde cilt açılarak yapılır. Kese bulunur gözyaşı kesesinden burun içersine kemik genişletilerek yol açılır. Bu işlemde ciltte yaklaşık 1cm boyunda kesi ve dikişler vardır. Ameliyatın adı kısaca ‘DSR’ olarak adlandırılır. İkinci yöntemde ameliyat burun içinden yapılır.‘Endoskopik DSR ‘ dediğimiz yöntemdir. Burun içinden kemik ve kese açılır ciltte dikiş gerektirmez.
Dikişli yapılan gözyaşı kanal ameliyatının yani DSR’nin başarı şansı yüksektir. Tüm işlem görerek yapılır. Burun içinden yapılan gözyaşı kanal ameliyatının Yani Endoskopik DSR’nin başarı şansı ise düşüktür. Çünkü kese içi görülemez. Gözyaşı kesesinin içindeki bozukluklar bu yöntemle düzeltilemez. Fakat gözyaşı kesesi değil de burun içinde kanalda bir tıkanıklık varsa başarı şansı yüksektir.
Tedavi edilmediği durumlarda karşılaşılacak sorunlar nelerdir?
Gözyaşı kanalı tıkanıklığı tedavi edilmezse gözyaşı kesesi ve gözyaşı yolları mikropla dolar. Bu mikroplar göz, kapak ve çevre dokular için tehlike oluşturur. Hatta mikrop yayılırsa menenjit, böbrek hastalığı gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Gözyaşı kanalı tıkanıklığı olan hastalarda katarakt ameliyatı yapmak bile bir risk oluşturur.
Gözyaşı kanal tıkanıklığında lazer tedavisi yeni bir uygulama mıdır?
Gözyaşı kanalı tıkanıklığında Lazer tedavisi yeni bir uygulamadır. Multidiod Laser DSR diye adlandırdığımız bu cerrahi yöntem yukarıda anlattığımız iki yöntemin birleştirilerek dikişsiz bir şekilde lazerle yapılmasıdır.
Diğer tedavilere oranla avantajları nelerdir?
Multidiod LazerDSR yönteminde laser probu göz kapağında bulunan punktum adını verdiğimiz göz yaşı deliklerinden girer, gözyaşı kesesini geçer ve kese ile kemik arasındaki kapanmış yolu Diod Lazer kullanarak açar. Bu nedenle dikiş işlemi yoktur. Aynı zamanda bu işlem burun içinden endoskopla izlenir. Açılacak olan kanalın büyüklüğü yeterli boyuta ulaştığında işlem sonlandırılır. Diğer iki yöntemde olan kanama şikayeti Multidiod Laser DSR de neredeyse hiç yoktur.
Başarı oranı nedir?
Multidiod laser DSR tecrübeli bir cerrahta yüksek başarı oranına sahiptir.
Uygulama hangi yaştan itibaren yapılabilir ve sınır yaş hangisidir?
Uygulama 2 yaşından itibaren yapılabilir. Üst yaş sınırı yoktur. Ameliyat olması gereken hastalarda iyi bir muayene sonrasında Multidiod Laser DSR yapılabilir.
Uygulama kimlere hangi nedenlerle yapılamaz?
Gözyaşı kanalının en ucunda kapaklarda bulunan punktum adını verdiğimiz giriş deliği yoksa bu işlem uygulanamaz. Öncelikle punktumların cerrahi olarak açılması gerekir. Gözyaşı kanalına gelmeden önce alt ve üstte birer adet kanalcık (kanalikül) vardır. Bu kanalcıklarda tıkalı ise Laser DSR yapılamaz. Bu iki durumda diğer DSR yöntemleri de zaten yapılamaz. Öncelikle punktum ya da tıkalı olan kanalcıkların açılması gerekir. Fakat bu iki durumda seyrek rastlanan hastalıklardır. Kısacası Multidiod Laser DSR Gözyaşı kanalı tıkalı olan hastaların çok büyük bir çoğunluğunda yapılabilir. Gereken tek şey uzman bir hekimin tüm bu konulara dikkat ederek, iyi bir muayene yaparak bu cerrahiye karar vermesidir.
DACRYOCYSTORHINOSTOMY (DCR) MULTIDIODE LASER
TRANSKANALİKÜLER DAKRİOSİSTORİNOSTOMİ (DCR) MULTIDIODE LAZER
Günümüzde, fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisindeki gelişmeler ile sino orbita-nazal anatominin anlaşılması ve teknik gelişim sonucunda Endonazal Transkanaliküler Multidiode DCR, konvansiyonel tekniğine karşı başarılı bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır.
MULTIDIODE Lazer ile Transkanaliküler DCR Lazer Sistemi, Nazolakrimal duktus tıkanıklıklarını düzeltmek amacıyla lakrimalis tıkanıklığın oluşturduğu semptomları ortadan kaldırmak için Lakrimal cerrahisinde şu ana kadar kullanılmış olan tekniklerden en başarılısıdır.
Eksternal yöntemin sahip olduğu; insizyon ve buna bağlı olarak yüzde gelişen skatris, insizyon nedeniyle lakrimal pompa fonksiyonunun bozulması gibi sorunlar içermeyen ve mucidinin İspanyol Dr. Alañón Fernández olduğu Multidiode Dakriosistorinostomi DCR LAZER tekniği, burun içinde kontrollü çalışma olanağı da sağlaması nedeniyle eksternal yönteme karşı en iyi bir alternatif olarak gündeme gelmiştir. MULTIDIODE Lazer ile Transkanaliküler DCR Lazer Sistemi dünyada FDA ve CE onayını almış olan ilk ve tek sistemdir..
MULTIDIODE DCR LAZER tekniği, günümüzde hem U.S.A'da hem de Avrupa'da DCR cerrahisinde başarı ile kullanılmaktadır.
  • Konvansiyonel Eksternal DSR esnasında ortaya çıkan şiddetli kanama lakrimal kemikte kalıcı defekt ve hastanın yüzünde kalıcı bir skar riski yoktur ve cerrahi işlem lokal anestezi uygulanarak yapılır.
  • Sistemde handpiece kullanımı opsiyonel olarak sunulmakla birlikte, bugüne kadar uygulanan cerrahi işlemlerden yola çıkarak hekimlerce en uygun prob'un çıplak fiber olduğuna ve optik fiber ölçüsünün konsantrasyonu yüksek olduğu için 600 μm olarak uygulanmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Handpiece kullanımı için 600 μm den daha küçük optik fiberlerin kullanılması gerektiğinden dolayı bu ölçülerin kesim işleminde başarısız sonuçlar ortaya çıkarması ve handpiece metalinin lazer atışı sırasında çok fazla ısınarak lakrimal kanal, göz kapaklarında ve yüzde yanıklar oluşturması transkanaliküler DCR cerrahisinde aşırı ısıya dayanıklı 600 'luk optik fiber teknolojisini oluşturmuştur ve bu ölçüler periyost, kemik ve nazal mukozada osteotomi için en uygun fiberdir. Uygulanan multidiode lazer, kendi özelliği ve bu fiber teknolojisi ile bütünleşerek mükemmel hemostazik koagülasyon sağlayarak karbonlaşma oluşumunu da engeller.
MULTIDIODE Lazer ile yapılan Dakriosistorinostomi cerrahisinde Lokal anestezi sonrası geniş açılı 600 μm ve ısıya dayanıklı fiberoptik probe transkanaliküler kanaldan girerek lazer atışları gerçekleşir. Lazer kesiminden sonra lakrimal intibasyon silikon tüpü yerleştirilir ve kesiye mitomisin uygulanarak cerrahi işlem son bulur. Toplam DCR süresi 8-10 dk. arasındadır.
  • Hastaya uygulanan cerrahi işlem sınırlı uyuşturma uygulanarak yapılıp hastanın cerrahi işlem sonrasında hiçbir rahatsızlık duymadan günlük aktivitelerine devam etmesi sağlanmaktadır. Yüzün en görülebilir yerlerinden biri olan medial kantüs bölgesinde; ciltle oluşan skatris ve normal lakrimal pompa fonksiyonunu bozma riskini asla taşımaz.
  • Konvansiyonel cerrahide karşılaşılan ve insizyon nedeniyle oluşan lakrimal pompa fonksiyonunun bozulmasını önler.
  • DCR Multtidiode Lazer işlemi termik kanaliküler zararını en minimuma indirir.
  • Lokal anestezi ile uygulanan kısa süreli bu işlem ile hastalar hiçbir rahatsızlık duymamaktadırlar.
  • Geliştirilmiş ve programlanabilir yazılımı ile her prosedür için kullanılan güç, geçen süre ve yapılan lazer atışları gibi detaylı raporları hekimlere sunar.
  • Gözyaşı kanalının restorasyonu başarı ile tamamlanır.
Avantajları:
  • Kansız işlem
  • Cerrahi alanda net görüntü
  • Laser fiber ile dokunsal geri bildirim
  • Mikrocerrahide kesinlik
  • Operasyon sonrasında daha az rahatsızlık

SLT nedir?

SLT (Selective Laser Trabeculoplasty) tedavisi GLOKOM (Göz Tansiyonu) rahatsızlığı için güvenli ve etkili bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Bu tedavi, göz tansiyonu tedavisinde devrim olarak kabul edilmekte , hastaya kolay ve rahat bir şekilde uygulanmaktadır. SLT glokom hastasının ilaç kullanma ihtiyacını ortadan kaldırmakta ve hatta ameliyata bile gerek kalmamaktadır. Hasta, glokom ilaçlarına bağlı yan etkilerden ve yüksek ilaç maliyetlerinden kurtulmakta ayrıca belirli saatlerde damla damlatma stresini yaşamamaktadır.
Yapılan araştırmalara göre, ilaçla yapılan glokom tedavisinin %30'unun etkisiz olduğu tespit edilmiştir.
SLT ne işe yarıyor?
SLT büzüşmüş olan bu kanalların içini açmaya yarıyor. Düşük dozda lazer enerjisi tıkalı kanalların içine gönderilerek melanin veya pigmen gibi hedef hücreleri etkileyerek, bu hücrelerin tekrar canlılık kazanmasını sağlıyor böylece tıkalı kanal yapısı normal halini alıyor. Hasarlı dokuya bu işlem yapılırken normal göz dokusu lazer enerjisinden zarar görmüyor.
SLT nasıl bir ortamda yapılıyor, ameliyat gibi bir şey mi?
Hayır. Lazer muayene olduğunuz odada yapılır. Herhangi bir ameliyat koşulu gerekmiyor. Hastanede yatmanız, günlük aktivitelerini kısıtlamanız gerekmez. Özel bir mikroskobun önüne oturursunuz, gözünüze anstezik bir damla damlatılır ve birkaç dakika süreyle gözünüze lazer ışınları gönderilir. Bu işlem esnasında ağrı duymazsınız.
SLT bir kez mi yapılıyor?
Hayır. Tekrarlanabilir. Birinci seanstan sonra yeterli cevap alınamadıysa veya bir süre yeterli basınç düşüşü sağlanmasına rağmen göz tansiyonunun yeniden yükselmesi durumunda ikinci ve ardıl seanslar yapılabilir.
SLT'nin gözüme bir zararı olabilir mi?
Hayır. Yapılan araştırmalarda göze bir zararı olduğu saptanmamıştır, güvenlidir

Çocuk Göz Sağlığı Çocuklarda Göz Muayenesi

Göz muayenelerine genellikle hastanın şikayeti dinlendikten sonra görmesine bakılarak başlanır. Görme muayenesi hastanın tam uyumunu gerektirdiği için anne ve babalar çocuğun hangi yaşta göz muayenesine girebileceği ve bu muayenenin nerede yapılabileceği konusunda endişe duyarlar. Ülkemizde, çocuklara yönelik yetişen göz doktorları yoktur. Her göz doktoru hem çocukları hem de erişkinleri muayene ve tedavi edebilecek şekilde yetiştirilir. Eğer imkanlarını aşan bir durumla karşılaşırsa göz doktorunuz sizi bir başka kişi veya yere sevkedecektir
Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur. Şikayeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun muayene edilebilir. Çocuğun muayeneye müsade etmediği durumlarda uyutucu, sakinleştirici ilaçlar kullanılır, onlarla da verimli sonuç alınamadığı takdirde genel anestezi verilerek muayenesi tamamlanır. Çocukların hiçbir şikayeti olmasa bile 3-4 yaşlarına kadar en az bir defa göz muayenesinden geçmiş olmaları gerekir.
Muayenede ailelerin en çok merak ettiği konu çocuklarının görüp görmediğidir. Üç yaşın altındaki çocuklarda görme, uyum gerektirmeyen yöntemlerle tespit edilebilir ya da tüm muayene bulguları birleştirildiğinde çocuğun ne kadar gördüğü konusunda kabaca bir fikir verir. Üç yaşın üzerindeki çocuklar, ilgilenildiği takdirde E harflerini öğrenebilir ve bunların uçlarının ne yöne baktığı sorularak görme muayenesi yapılabilir. Bunun yanısıra şekiller sorulabilir. Daha ileri yaşlardaki çocuklara erişkinlerde olduğu gibi harfler sorularak görme düzeyleri tespit edilir. Çocukların erişkinlere göre farklılık arzeden bir muayenesi de gözlük muayenesidir. Özellikle bebek ve küçük çocuklar ile uyumsuz büyük çocuklarda ilaç damlatılarak skiaskopi denilen özel bir alet yardımıyla ya da bilgisayarlı ölçüm aleti ile gözlük numarası tespit edilebilir. İlaçlı muayene aynı zamanda gözün arka kısımlarının değerlendirilmesine de yardımcı olur.

Gözbebeği Beyazlığı

Gözbebeği, gözün renkli kısmının ortasındaki siyah yuvarlaktır. Gözbebeğinin beyaz, gri veya sarı gibi siyah dışındaki bir renge dönüşmesi ciddi hastalıklara işaret eder:
- Katarakt: Çocukluk çağında doğuştan olabileceği gibi sonradan yaralanmalar, metabolik bozukluklar ve enfeksiyonlar gibi nedenlerle de meydana gelebilir ve beyaz gözbebeğinin en sık nedenlerindendir. Erken dönemde tespit edilip tedavi edilmezse kalıcı görme kaybı, şaşılık ve kontrolsüz göz hareketlerine neden olur.
- Tümörler: Pekçok iyi huylu tümörün yanısıra retinoblastom adı verilen kötü huylu tümör de gözbebeğini beyazlaştırır. Tedavisi göz ve görmenin korunmasından öte hayati önem taşır.
- Enfeksiyöz ve iltihabi durumlar: Değişik bakteriyel, viral veya paraziter enfeksiyonlar gözbebeğini beyazlaştırabilir. Ayrıca sebebi belli olan veya olmayan pekçok iltihabi durum da bu duruma yol açabilir.
- Gelişimsel bozukluklar: Göz, anne rahminde belli evrelerden geçerek doğumdaki şekline ulaşır. İlaç, enfeksiyon, metabolik bozukluk, yaralanma veya erken doğum gibi herhangi bir nedenle gelişimi kesintiye uğrayacak olursa ciddi anormallikler meydana gelir.
- Diğerleri: Gözün sinir tabakasının yerinden ayrılması, göz damarlarının bozuklukları, göz sinirinin anormallikleri, göz içine kanama olması gibi pekçok durum gözbebeğini beyazlaştırır. Bir hastalığın, gözbebeği beyazlaştıktan sonra tespit edilmesi istenmeyen bir durumdur. Önceden tedavisi yapılacak olursa başarı daha iyi olacaktır. Gözbebeği beyazlaştıktan sonra ne kadar acele edilse de başarı kısıtlı olacaktır.

Şaşılık

Bakılan yere heriki gözün birlikte bakması gerekir. Gözlerden biri istenen hedefe bakarken diğeri başka yönlere bakıyorsa kişide şaşılık var demektir. Şaşılık her yaşta görülmekle birlikte çocukluk döneminde daha sıktır. Tek bir hastalık değildir. Değişik tipleri vardır. Çocukluk döneminde meydana gelen şaşılıklarda çocuk, genellikle bir gözünü tercih ederek çift görmeyi engeller. Tercih edilmeyen gözde ise tembellik gelişir. Göz tembelliği, tedavisi ancak çocukluk döneminde yapılabilen ciddi bir bozukluktur. Çocuklarda en sık görülen şaşılık, gözlerin buruna doğru kayma yaptığı şaşılıktır. Gözlerin dışa, yukarı veya aşağı doğru kaydığı şaşılıklar daha nadirdir. Her şaşılık, anne, baba veya yakınların anlayabileceği şekilde ileri düzeyde olmayabilir. Hatta bazı şaşılıklar basit bir muayene ile bile tespit edilemeyebilir ve ileri incelemeler gerekebilir.
Bazen de şaşılığı taklit eden durumlar görülür. Bunlara yalancı şaşılık denir. Yalancı şaşılıklar genellikle göz çukurlarının anormalliği, asimetrisi, göz kapağı bozuklukları ve burun kökü basıklığı gibi durumlarda meydana gelebilir. Şaşılığı taklit eden bu durumların ayırıcı tanısı yapıldıktan sonra bir kısmında etkene yönelik tedavi yapılırken bir kısmında da çocuğun gelişimini takip etmekle yetinilecektir. Toplumumuzda yaygın olan bir terim de gizli kayma ya da gizli şaşılıktır. Tıbbi olarak gizli kayma, normal durumda yokken belli testlerle ortaya çıkarılabilen kaymalar olarak açıklanabilir. Ayrıca çocuğun sağlıklı olduğu durumlarda görülmezken sıkıntılı veya hastalıklı zamanlarında ortaya çıkan kaymalar da olabilir. Tipi ne olursa olsun her tip kayma önem taşır ve bir an önce teşhis edilerek tedavi ve takip planının yapılması gerekir.

Göz Tembelliği

Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Farkedilmesi zordur ve farkedildiği zaman da genellikle tedavi aşamasını geçmiş olmaktadır. Göz tembelliğini, en basit şekliyle gözün sinir tabakasını ve sinir yollarını tutan belirgin bir hastalığın olmamasına rağmen kişinin görmesinin herhangi bir şekilde artırılamaması olarak tanımlayabiliriz. Oluşum mekanizması, kullanılmayan sinirin atıl duruma geçmesi şeklindedir. Yani gözün öndeki kırıcı ortamlarından görüntü bir şekilde sinir tabakasına ulaşmaz ya da bulanık olarak ulaşacak olursa kişide göz tembelliği oluşur. Göz tembelliğine sebep olan durumların bir an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir. Peki bu sebepler nelerdir:
1. Şaşılık: İki göz ayrı ayrı yönlere bakıyorsa beyne iki ayrı görüntü gider ve çift görme meydana gelir. Çocuklarda bir şekilde bu durum engellenir. Beyin, gözlerden birinden gelen görüntüyü baskılar ve tek gözle görme sağlanır. Bu arada görüntüsü baskılanan gözde tembellik gelişmeye başlar.
2. Kırılma kusurları:İki göz arasında bir numaradan fazla kırılma kusuru varsa ya da her bir gözde ayrı ayrı yüksek astigmatizma, miyopi veya hipermetropi varsa kişide göz tembelliği gelişebilir.
3. Diğer göz hastalıkları: Bu grupta görme eksenini kapatan hastalıklar sayılabilir. Bunlar, kornea, iris, lens ve vitreus gibi gözün kırıcı ortamlarının kesiflik veya anormal pozisyonda olmaları ile ilgili hastalıklardır. En sık görülen tipi de kataraktlardır. Ayrıca göz kapağı hastalıkları da görme eksenini kapayarak göz tembelliği oluşturabilir.
Göz tembelliğinin tedavisi ilk 10 yaş içerisinde yapılabilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa alınacak sonuç da o denli başarılı olacaktır. Tedavi iki basamaktan oluşur. Bunlardan biri göz tembelliğine yol açan faktörün diğeri de göz tembelliğinin kendisinin tedavisidir.

Gözde Çapaklanma & Kanlanma

Gözlerde yanma, batma, kaşıntı, kanlanma ve çapaklanma gibi şikayetler genellikle konjonktivit dediğimiz göz yüzeyini örten ince saydam zarın iltihabına işaret eder. Bazen korneanın iltihapları da bu tip şikayetlere yol açabilir. Hatta kornea ve konjonktivanın iltihapları birlikte seyredebilir. Gözde bu tip şikayetlere neden olan üçüncü bir yapı ise kapaklardır. Konjonktivanın iltihapları enfeksiyöz, allerjik, immünolojik, toksik veya travmatik olabilir. Enfeksiyöz olanlar bakteri, virüs ve parazitlere bağlıdır. Genellikle temizlik kurallarına riayet edilmediği ve hastalıklı kişilerin eşyaları ortak kullanıldığı zaman meydana gelirler. Ayrıca bünyenin zayıflaması da enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Bebeklik döneminde meydana gelen konjonktivitler çok şiddetli olabilir.
Allerjik kökenli olan konjonktivitler genellikle bahar aylarında ortaya çıkmakla birlikte tüm mevsimlerde de görülebilir. Kaşıntı ve sulanma ön planda olur. Bazı allerjik durumlar çok şiddetli seyredip görmeyi dahi bozabilir. Tedavileri zor olsa da ihmal edilmemeleri gerekir. İmmünolojik, yani bağışıklık sisteminin bozukluklarıyla ilgili konjonktivitler daha çok yaşlılarda görülmekle birlikte çocuklarda da görülebilir ve ağır seyreder. Toksik ve travmatik olan konjonktivitler ilaçlar ve kimyasal maddelere karşı gelişir.
Korneanın iltihapları keratit veya keratopati olarak adlandırılır. Bunlar da enfeksiyöz, immünolojik, allerjik, toksik veya travmatik olabilir. Korneayı tutan iltihabi durumların bir ayrıcalığı vardır. Uygun şekilde ve erken dönemde tedavileri yapılmazsa kesiflik meydana gelir ve bu kesiflik merkezi kısımları tuttuğu takdirde çocuğun görmesini etkiler. Ayrıca ilerlemiş kornea hastalığının tedavisi de daha zordur. Hatta göz, kornea nakli gibi çok ciddi bir ameliyata kadar gidebilir. Bu ameliyatta, ölü gözünden alınan saydam kornea kesifleşmiş olan hasta korneasının yerine dikilmektedir. Şüphesiz bu ameliyat sorunlardan arınmış, kornea hastalığının mutlak çözümü olan bir tedavi yöntemi değildir. Ameliyata ait sorunların yanısıra meydana gelmiş veya gelmesi muhtemel göz tembelliğinin de tedavisi gerekir.
Son olarak göz kapağının iltihapları da gözde yanma, batma, kanlanma ve çapaklanma gibi şikayetler yapabilir. En belirgin özellikleri ise kirpik diplerinde kepeklenme, kirpiklerde dökülme ve kapak kenarında kızarıklıktır. Göz küresi yüzeyinde de ikincil sorunlar meydana getirebilirler.

Gözde Sulanma

Çocuklarda, özellikle de bebeklik döneminde konjonktivitler, kornea ve kapak hastalıkları, yabancı cisimler ve konjenital glokom gibi durumlar sulanma meydana getirebilir, ama gözde sulanma asıl olarak göz yaşı kanalının tıkanıklıklarının veya darlıklarının tipik belirtisidir. Bazen bu sulanma mikrobik bir hal alır ve çapaklanma meydana gelebilir. Burun köküne basıldığında iltihabi sıvılar çıkabilir. Bu durum ilk bir yaş içerisinde anne-babalar için sıkıntılı bir durum oluşturur, fakat genellikle bu sürenin sonunda kanal açılır ve çocuğun şikayetleri kaybolur. Bu dönem içerisinde kanalın açılmasını kolaylaştırmak için burun köküne masaj önerilebilir. Çapaklanmanın çok olduğu dönemlerde antibiyotik damlalar kullandırılır. Enfeksiyon, göz ve çevresindeki dokuları alacak şekilde artarsa daha yoğun bir tedavi gerekebilir.
Bir yaşın sonunda kanal hala açılmamış ise genel anestezi altında sondalama yapılır. Sondalama işlemi başarısız olduğu takdirde birkaç defa tekrarlanabilir. Buna rağmen kanal açılmazsa 3-4 yaşlarını geçtikten sonra aynı erişkinde olduğu gibi cerrahi müdahalede bulunulur. Yani burun kökünden cilt kesilir, göz yaşı kesesi bulunur, o bölgeden bir miktar kemik dokusu çıkarılarak kese buruna açılır. Bazen bu açıklığın idamesi için tüp de yerleştirilebilir.

Doğuştan Göziçi Basınç Yüksekliği

Erken müdahale edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açan ciddi bir bozukluktur. Daha bebeklik döneminde ışıktan etkilenme, gözde sulanma, gözleri kısma ve kırmızı göz gibi şikayetler meydana getirir. Kornea dediğimiz gözün ortasındaki saydam yapı büyür ve kesifleşmeye başlar. Göziçi basıncı tek taraflı arttığında korneadaki büyüme daha belirgin olarak izlenir. Göziçi basıncı yüksek seyretmeye devam ederse korneada çatlaklar oluşur, göz sinirinde de çukurlaşma meydana gelir. Yani sinir hücreleri ölür ve bunların fonksiyonları bir daha geri getirilemez.
Bebeklerde bu göziçi basınç yüksekliğini taklit eden ya da göziçi basınç yüksekliğine eşlik eden pekçok anormallik bulunur. Bu durumların tespiti için çocuk genel anestezi altında muayeneye tabi tutulabilir. Sonuçta göziçi basınç yüksekliği doğrulanırsa bunun tedavisi cerrahidir.

Az Gören Çocuk

"Az gören çocuk" tabiri özellikle bir miktar görmesi olan, fakat bu görmesi ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeyde olupta ilaçla tedavi, cerrahi ve gözlük gibi bir metodla artırılamayan, görmesinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye getirilebilmesi için özel cihazlar ve bunları kullanabilmek için de rehabilitasyon çocuklar için kullanılır. Az gören çocuklar, özellikle okula başladıkları zaman yardıma ihtiyaç duyarlar. İyi göremedikleri için derslerde başarısız olabilirler. Özel cihazlarla da yeterince yardım sağlanamazsa görme özürlülere yönelik okullara gönderilmeleri gerekebilir. Bu çocukların görme rehabilitasyonunda kullanılan cihazlar büyüteçler, teleskop gözlükler ve kapalı devre televizyon sistemleridir. Uygun cihaz seçimi yapıldıktan sonra cihazın kullanımı öğretilir ve pratik yaptırılarak daha seri kullanması sağlanır. Cihaz kullanımının yanısıra ortamın ışığı artırılarak, büyük puntolu kitaplar sunarak ve çevresinde ihtiyacı olan şeylerin yazılarını daha belirgin hale getirerek hayatları kolaylaştırılabilir.
"Az gören çocuklara" yardım, özellikle belli göz doktorlarının ilgi alanını oluşturduğu veya belli merkezlerde bu konuya yönelindiği için doktorunuz böyle bir ihtiyaç durumunda sizi sevkedebilir ya da siz böyle bir yardım için talepte bulunabilirsiniz. "Az gören", "kör" demek değildir. Az gören kişinin kalan görmesi bir şekilde değerlendirilmeye çalışılır. Kör olan kişiler için ise diğer duyu sistemlerinin kullanılması gerekir. Yani körlerin rehabilitasyonu da tamamen ayrı bir konudur.
İnsanlar az gördüğü veya kör olduğu zaman göz doktorlarıyla olan irtibatları kesilmez. Çünki göz sadece görme organımız değildir. Göz, aynı zamanda estetiğimizin bir parçasıdır. Görmeyi azaltan veya kaybettiren hastalık ne ise takibi yapılmadığı takdirde göz küresinin de kaybına yol açabilir. Göz küresinin alınması ve estetiğin yeniden sağlanması için protez uygulaması zor işlemler olup görmese de göz küresinin yerinde kalması daha tercih edilecek bir durumdur.

Baş Pozisyonu

Nöropsikiyatrik hastalıklar, enfeksiyonlar, kulak, kas ve kemik hastalıkları yanısıra gözdeki bozukluklar da baş pozisyonu oluşturabilir. "Baş pozisyonu" demek çocuğun başını düz tutmak yerine yukarı, aşağı, sağa, sola veya ileri tutmayı tercih etmesidir. Genellikle ciddi bir durum olup sebebinin bulunarak tedavisinin yapılması gerekir. Aşağıda gözle ilgili baş pozisyonu oluşturan bazı bozukluklar listelenmiştir:
  • Şaşılıklar
  • Göz kası felçleri
  • Göz hareketlerini denetleyen beyindeki merkezlerin bozuklukları
  • Nistagmus (gözlerde titreşim)
  • Görme alanı defektleri
  • Tek gözde görme kaybı
  • Uygun şekilde tashih edilmeyen kırılma kusurları
  • Üst göz kapağı düşüklüğü
  • Işığa karşı aşırı duyarlılık

Nistagmus

Gözlerde sağa-sola, yukarı-aşağı veya dönme tarzında titreşimler meydana gelmesine nistagmus denir. Hasta, bu hareketleri kontrol altına alamaz. Daha çok kas hareketlerini kontrol eden merkezlerin bozukluğu olmakla birlikte bazen görme azlığı yapan katarakt, albinizm, glokom ve göz sinir tabakası bozukluklarına işaret edebilir. Tedavisinde her ne kadar cerrahi girişim yapılsa da sonuçlar yüz güldürücü olmadığı için özellikle görme azlığına bağlı gelişen tiplere karşı önceden tedbir almak gerekir.

Diğerleri

Göz kapakları, gözün çevresindeki dokular, görüntüyü beyne ileten sinir yolları ve görme ile ilgili beyin alanlarının hastalıkları çocuklarda görülebilir. Göz kapak ve çevre dokularının hastalıkları hemen kendini belli edeceği için tedavide geç kalınma kaygısı daha azdır. Görme yolları ve beynin görme yolları ile ilgili merkezlerinin tedavisi sinir hastalıkları ve göz doktorunun ilişki içinde çalışmasını gerektirir. Üveit denilen göziçi iltihabı da çocuklarda görülebilir ve tedavisi yapılmadığı takdirde ciddi sonuçlar doğurur. Bu hastalığın bazen bünyedeki diğer hastalıklara eşlik etmesi nedeniyle romatizma, cilt hastalığı ve iç organ hastalıkları olan çocukların şikayetleri olmasa bile göz doktorunun kontrolünden geçirilmesi gerekir.